Yalova - İznik -Mudanya Turu 2013

Genel görünüm

Uzun bir süre havaların güzelleşmesini, işlerimin de rahatlamasını bekledikten sonra yeniden şehirlerarası bisiklet turlarına başlamanın verdiği mutluluğu yaşamaktayım şu anda. Epey bir müddet planını kurduğum Yalova - İznik - Mudanya turuna en sonunda 8 Haziran 2013 tarihinde çıkabildim. Bu yazımda da iki gün süren yolculuğumuzun detaylarını sizler ile paylaşacağım.

Dilerseniz önce rotamızın genel görünümüne yer verelim:

Şekil 1. Rota genel görünümü
 
 
Bu turda rotamız Yalova'dan başlamakta ve Orhangazi üzerinden geçerek İznik Gölü'nün kuzeyinden İznik'e ulaşmakta, ardından gölün güney yakasından tekrar Orhangazi'ye gelmekte, takiben Gemlik ve Kurşunlu'dan geçerek Mudanya'ya varmakta ve burada sona ermektedir. Aslına baktığınızda İznik Gölüne "bir düğüm attığımızı" söyleyebiliriz.
 
Toplamda 157 kilometre olarak görülen yolu iki günlük olarak planladık. İlk gün "Yalova - Orhangazi - İznik - Orhangazi" kısmını tamamlayarak ekip arkadaşlarımın bir tanesinin Orhangazi'deki bağ evinde kalacak, ardından buradan yola çıkıp geri kalan yolu katetmeyi düşündük. Baktığımızda ilk güne düşen yol 117 km, ikinci güne ise 40 km olarak görünmekteydi -GPS ile ölçümlerimizde bunun yaklaşık 46 km olduğunu gözlemledik-. Arada dengesizlik varmış gibi görünse de yolların eğim durumu göz önünde bulundurulduğunda gayet  dengeli olduğunu söyleyebilirim. Hazır eğime değinmişken, rotamızın yükseklik grafiğini de vermiş olayım.
 
 
Şekil 2. Yükselti grafiği
 

ve yola ekip düşer...

Ekip arkadaşlarımdan biri benimle birlikte İstanbul Bakırköy'de, diğeri ise Kartal'da oturmakta. Bundan dolayı buluşma noktası olarak Yalova Deniz otobüsü iskelesini seçtik. Herkes evinden kendisine en yakın Dış Hat İskelesine bisikleti ile geçecek, Yalova'da buluşarak yola çıkılacaktı. Şansımıza, seferlerin Yalova'ya varış saatleri de aynıydı, dolayısı ile karşıya geçildiğinde birbirimizi beklemek durumunda kalmayacaktık.
 
Emrah abiyle mükemmel bir zamanlama ile Bakırköy'de buluşup Yenikapı'ya doğru yola çıktık. Sabah saatleri olmasından dolayı sahil yolu biraz rahattı, dolayısıyla trafik anlamında bir sıkıntı yaşamadık. Yalnız Yenikapı'ya vardığımızda bir kaza geçirdik. Sol pedalı yol kenarındaki plastik yol ayırıcılara takılan Emrah abi bir patırtı ile yere düştü. Kendisinden önce ben oradan geçtiğim ve onu da aynı yerden geçmeye yönlendirdiğim için kendimi biraz suçlu hissediyorum. Çok şükür ki, biraz sıyrık dışında bir sorun olmadı.
 
Yalova'ya vardığımızda, tam da tahmin ettiğimiz gibi birbirimizi fazla beklemeden buluştuk. Hızlı bir tost/sandviç yeme seansından sonra en yakın eczaneden krem aldıktan sonra -Emrah abinin sıyrıkları için- yola düştük.
 
Yukarıdaki yükselti grafiğinde de görülebileceği üzere Yalova'dan Orhangazi'ye giderken pek sağlam ve uzun bir yokuşumuz bulunmakta. 7-8 km civarında olan bu yokuş, Soğucak rampası, beni yola çıkmadan önce epey korkutsa da gayet rahat tırmandığımı itiraf etmeliyim. Yine de kendimize eziyet olmasın diyerek 3-4 noktada mola verip fotoğraf çekerek tırmandık. Kondisyonu olmayan arkadaşlar da aynı şekilde rahatlıkla çıkabilirler diye düşünüyorum.
 
Şekil 3. Soğucak rampasını tırmanırken
 
Rampa boyunca yolun kenarında oldukça geniş bir emniyet şeridi olduğunu belirtmeliyim. Dolayısı ile ne bir aracın sıkıştırması ne de başka bir tehlike ile karşılaşmadan rampayı tırmandık.
 
Rampanın devamında ise çok güzel bir hediye vardı; hiç pedal atmadan ilerlediğimiz bir 8 km. Burada süratimiz epey arttı, özellikle dik kesimlerde GPS ölçümlerime göre 65 km hıza ulaştık. Bakıldığında bazı arabalarla ve kamyonlarla aynı hızda gidiyorduk. Lakin tehlikesini bildiğim ve daha önce hız kaynaklı bir kaza geçirdiğim için hızımızı biraz düşürdüm.
 
 
 
Video 1. Orhangazi'ye İniş
 
Orhangazi'ye indiğimizde ilk İznik yazan tabelayı gördüğümüzde yoldan çıktık ve yavaş yavaş göl tarafına yöneldik. Bu noktadan sonra yaklaşık 40 kilometre kadar yol gitmeniz gerekiyor, İznik'e varmak için. Gölün bu kısmında göl ile aranızda epeyce zeytinlik ve bahçeler var. Gölü çok rahat göremiyorsunuz. Kimi zaman tatlı yokuşlar da çıkabiliyor karşınıza, ancak büyük kısmının düz olduğunu söyleyebilirim.
 
Yolun büyük kısmında 2 kilometrede bir, bir kısmı akmıyor olsa da çeşme bulunuyor. Bu sayede mataranız hiç boşalmıyor. Özellikle "Ilıca" adı verilen mevkiiden kaynayan suyun şifalı olduğu belirtiliyor. Biz de suyun bulunduğu yerde durduk. Neden bilmem, suya bisikletleri de soktuk. Aşağıdaki videoda "suya girip serinleyeceğiz" demişiz ama, su hakikaten "Ilıca". Görüntüdeki serinlikten eser yok.
 
 
Video 2. Ilıca molası
 
Yolun farklı noktalarında, gerek çeşme başlarında, gerekse güzel meyve ağaçlarının altında kısa süreli birkaç kez durduk. Bunların bir kısmı soluklanma/su doldurma amaçlıydı, bir kısmı ise "yanlış alarm" idi. Aşağıda yanlış alarm sonucu "madem durduk, dinlenelim" modundaki duruşumuza ait bir fotoğraf görülmektedir.
 
Şekil 4. Murat Abi ve Ben, İznik yolunda
 
Bir iki noktada zorlanmış olsak da saat 4'e doğru İznik'e girdik. Açıkçası biraz yorulmuştuk, Orhangazi'den sonra başlayan stabilize yol hızımızı biraz kesmiş, titreşimden dolayı da bizleri biraz hırpalamıştı. "Herhalde bugün Orhangazi'ye geri dönemeyiz" demeye başlamıştık içten içe, ancak hemen öne atlayıp, "yemeğimizi yiyelim, çayımızı içelim, öyle karar verelim." savını ortaya attım. Gerçekten de, yemekten hemen sonra, su dengemizi de sağladıktan sonra kendimizi yeniden yola çıkmaya hazır hissetmiştik. Yola koyulma kararı aldık. Ve bakın, tam da o anda karşımıza kimler çıktı?
 
Şekil 5. İznik'teki bisikletlilerin süprizi
 
Yaklaşık 150 adet, uzun yoldan geldiği belli olan bisikletli grubu -tam olarak bir peloton değil- İznik'e giriş yaptı. Ertesi gün feribotta bu ekibin bir kısmını da görecektik. Ben fotoğraflarını çekerken poz vermeyi de ihmal etmediler. (İlgili etkinliği kaçırdığıma ayrıca üzüldüm. Buyrunuz: http://www.yuzyillikmacera.org/index2.php?sec_id_no=3)
 
İznik'ten Orhangazi'ye geri dönüş yolculuğumuza saat 18 gibi başladık. Bu sefer gölün güney kısmından geçen rotamızın üzerindeki manzaraların çok daha güzel olduğunu söyleyebilirim. Uzunca bir müddet enfes göl manzarası eşliğinde, güneşe karşı sürdük bisikletlerimizi.
 
 
 {youtube}LkJnwe77IS0{/youtube}
Video 3. Orhangazi'ye dönerken
 
Yolun bir kısmında paldır küldür bir gürültü koptu; sabah yaşadığımız tatsız kazadan sonra "eyvah! kaza oldu yine!" diyerek frenlere asıldım ve ne olduğunu anlamak için bisikletten atladım. Gördüğüm manzara maalesef yanılmadığımı gösterdi: yine Emrah abi, yolun kenarındaki girinti çıkıntılardan birine düşmüş, lakin çıkamamış ve devrilmiş. Çok şükür ki yine birkaç sıyrıkla -bu sefer daha az- ekipmanına zarar gelmeden atlattık. Açıkçası çok korkmuştum.
 
Yaklaşık 25 kilometre boyunca dümdüz gittiğimiz yol, bir noktadan sonra inişli çıkışlı bir hal almaya başladı. Tam da bu esnada göğün gürlemesi "acaba ıslanacak mıyız?" sorularını gündeme getirmeye başladı.
 
Yokuşların en büyüğü Narlıca ilçesine çıkarken belirdi. GPS ölçümlerine göre yaklaşık 80 metre yükseldiğimiz bu yokuşta  5. Seviye bir tırmanış yaptığımızı söyleyebiliriz. Normal şartlarda hafif sayılabilecek bir yokuş olmasına rağmen kondisyonsuz olmamız ve oraya varana kadar epey enerji harcamamız dolayısıyla epey yorulduk ve zirvede bir kahvede çay içme kararı aldık. Sanırım, şu ana kadar içtiğim en lezzetli, bünyeme en iyi gelen çayları içtiğimi söyleyebilirim. Tam bu anda okunan akşam ezanı da havanın biraz sonra tamamen kararacağını, acele etmezsek zifiri karanlıkta pedallayacağımızı işaret etmekteydi.
 
Narlıca zirvede bulunduğundan dolayı, yaklaşık yarım saatlik molamızdan sonra yola düştüğümüzde bir süre pedal atmadan epey mesafe -yaklaşık 3 km- gidebildik. Bu anlardan sonra hem trafik yok denecek kadar azalmış, hem de artık karanlık çökmüştü. İki bisikletin üzerinde bulunan farlarla kendimizce yolu aydınlatıp sürüşe devam ettik.
 
Açıkçası benim için çok heyecan verici bir deneyimdi. Işığı bile kendi gücümle ürettiğim, tekerleğimin ön kısmının, önümdeki 3-4 metrenin ve yol kenarlarında parıldayan kedigözlerinin haricinde hiç birşeyi göremeden bisiklet sürmek gerçekten heyecan vericiydi. Arkadaşınızı görmeseniz de zincirinin sesini hissettiğiniz, nadir de olsa kendi sesini duyduğunuz; arada bir karanlığı yırtıp da "abi iyi misiniz?" dediğiniz anlar. Tek tük karşıdan gelen araçların sizin gözünüzü almamak için hüzmelerini kısan araçlar... Tarifi imkansız.
 
Orhangazi ilçesine girene kadar bu şekilde, zifiri karanlıkta sürdük bisikletlerimizi. Göl seviyesine indiğimizde ve ilçeye yaklaştığımızda balık tutmak için su kenarına gelmiş insanlar görmeye başladık. Kendi adıma konuşayım; aracı olan insanlar görünce biraz daha rahatladım. Zira karşımıza bir hayvan çıksa ne yapacağımızı düşünüyordum.
 
Orhangazi'ye girmek üzereyken epey rüzgar yediğimi, ateşimin yükseleceğini hissettim; bu esnada bir 10 dakikalık mola verdik, bir ateş düşürücü aldım ve devam ettik. Son 10 dakikalık yolumuz kalmıştı. Son bir gayret, Murat Abi'lerin zeytinlik içerisindeki bağ evine doğru tırmandık. Nihayet, gece 23:00'da eve girebilmiştik. Yapılması gereken belliydi: hızlı bir duş, yoldan aldığımız Trabzon ekmekleri ve güzel bir uyku.
 

ve ikinci gün...

 
Ertesi gün Murat Abi, çok sevgili babası ve Emrah Abi ile eşsiz bir sohbet ve tadına doyulmaz bir kahvaltı yaptık. Erken kalkmış olmamıza rağmen muhabbet o kadar koyulaştı, çayın tadı o kadar tatlı geldi ki evden biraz geç çıkmak durumunda kaldık. Hadi, bahçedeki meyvelere de bakalım derken ancak 13:30 gibi evden ayrılabildik. Feribota yetişebilmemiz için saat 18:00'dan önce Mudanya'ya varmamız gerekliydi; dolayısı ile önümüzdeki 46 kilometrelik yolu seri olarak tamamlamak üzere tekrardan yola düştük.
 
 
 
Şekil 6. Murat Abi'lerin bahçelerinden ayrılamadığımız anlar
 
Orhangazi'den Gemlik'e kadar olan yaklaşık 22 kilometrelik mesafeyi oldukça rahat bir şekilde katettik. Aşağı doğru bir eğim olmasından dolayı gayet hızlı bir şekilde, parkurun bu kısmını tamamladık. Bu noktada mola verdik, zira Gemlik çıkışında bizi bir miktar zorlayacak bir yokuş bulunmaktaydı.
 
Şekil 7. Uzun yol tepen, rampalarda kahrımızı çeken bisikletlerimiz
 
Şekil 8. Gemlik'te, deniz kenarında dinlenmece
 
Gemlik'ten ayrılır ayrılmaz Bursa yolu üzerindeki rampaya gözlerimizi kısıp şöyle bir baktık. "Aşarız ki biz bunu" diyerek başladık pedal çevirmeye. Kolay olmasa da aşabildik rampayı. Zaten yaklaşık 1,5 - 2 kilometre olan rampayı aştıktan sonra yokuşu inmeye başlıyorsunuz. Aşağı yukarı, kamyonlar ile aynı hızda inmeye başladık. Çok geçmeden "Kurşunlu" ayrımını gördük ve oradan ayrıldık. Açıkçası buradan sonra Kurşunlu'ya kadar çok keyifli, dümdüz, zeytin bahçeleri ile çevrili bir yoldan geçtik. Çeşmesi de bol bir rotaydı burası. Üstüne üstlük yoldan geçen arabaların bir çoğunun bize selam vermesi de keyfimizi epey yerine getirdi. Resmen zevkle bastık pedallara...
 
Şekil 9. Kurşunlu yolunda, Gençali yakınlarında bir çeşmede
 
Kurşunlu beldesinin içinden geçerken çok şaşkındım, zira böyle bir belde beklemiyordum açıkçası. Rahat yerleşmiş, denize girilen plajları, villa siteleri olan, güzel bahçeli evlere sahip şirin bir beldemizmiş Kurşunlu. Yazlık ev sahibi olmak için ideal bir yer diyebilirim. Biz de bu yerde birer dondurma yemek için durduk.
 
Kurşunlu'dan çıktıktan sonra bol miktarda yokuş/iniş ikilisi görünmeye başladı. Üstelik bu inişler ve çıkışlar %7 - %10 mertebelerinde... Bilgisayar başında hazırladığımız yol planında bu derece ciddi görünmüyordu, ancak bizi epey yorduğunu, hızımızı epeyce düşürdüğünü söyleyebilirim. Açıkçası "acaba feribota yetişebilir miyiz?" diye düşünmeye de başlamıştım. İnişlerin de epey zor olduğunu söylemeliyim, zira çok dik ve virajlıydılar. Açıkçası fren yapamadığım -yaptığım taktirde tekerleğin kilitlendiği- yavaşlayamadığım, zor dönebildiğim bir viraj vardı; uçurumun dibine bir karış kala dönebildim. Yine bir itiraf, epey korktum.
 
Son yokuş ise epey dikti; lakin bizi güzel bir sürpriz ile karşıladı. Yüz ifadelerinden ne kadar zorlandığımızı belki anlaşılabilir. Vatana millete faydam olsun diye tabelanın düşmüş olan somunlarını da sıktıktan sonra Güzelyalı'ya doğru inişe geçtik.
 
Şekil 10. Mudanya'ya giriş.
 
 
3-4 dakika içinde feribotun kalktığı yere kadar geldik. Saatlerimiz 17:20'yi gösteriyordu. Kurtlar gibi de açtık. Kısa bir piyasa araştırmasından sonra cağ kebabı yemeye karar verip, hızlı bir şekilde tükettikten sonra kendimizi feribota attık ve İstanbul - Yenikapı'ya doğru, tatlı bir yorgunlukla yol almaya başladık.
 
Yenikapı'ya vardığımızda Emrah Abi ile benim 10 km'lik bir yolumuz vardı, Murat Abi ise Bostancı'ya kadar bisiklet ile geçecekti. -Planımız bu değildi, lakin İdo sefer rehberini yanlış okuduğumuzu Yenikapı'ya inince farkettik- Neticede keyifli bir haftasonu etkinliğimiz oldu.
 

özetle...

Toparlamak gerekirse Yalova İznik Mudanya turu İstanbul'da oturup da haftasonu gerçekleştirmek için çok uygun bir tur diyebilirim. Orhangazi yerine İznik'te mola vermek de tercih edilebilirdi; açıkçası bizim imkanımız olduğu için Orhangazi'de kaldık. İmkanı olmayanlar için kesinlikle İznik'i öneririm. Biz çevreyi gezemedik, çevreyi gezmek de keyifli olabilir. Özellikle göl kenarındaki halka açık masa sandalye gruplarında takılma ve göle karşı uzanıp uyuma eylemlerini gerçekleştiremedik, içimizde kaldı. Kısmetse bir dahakine.
 
Asfalt durumuna gelirsek; Yalova - Orhangazi arası 1. sınıf asfalt; Orhangazi - İznik (Kuzey) ve  İznik - Orhangazi (Güney) arası zift üstüne mıcır -biraz yoruyor ve titreşim oluşturuyor-, Orhangazi - Gemlik - Kurşunlu ayrımı 1. sınıf asfalt, Kurşunlu ayrımı - Altıntaş (Kurşunlu'dan sonraki köy) zift üstüne mıcır, Altıntaş - Mudanya yer yer toprak, yapım aşamasında, çoğunlukla zift üzerine mıcır; ancak kalitesi Kurşunlu ayrımı - Altıntaş'tan kötü.
 
Rampa durumuna gelirsek; Yalova -Orhangazi arası tek ve uzun bir çıkış/iniş var, Soğucak yokuşu; Orhangazi - İznik arası kuzeyde bir iki rampa var, çok uzun değiller; güneyde ise Narlıca yakınlarında inip çıkmalar başlıyor, Narlıca'ya tırmanırken uzunca bir yokuş var, yukarıda kalmış bir yerleşim. aşağı indikten sonra Orhangazi'ye kadar ciddi bir iniş çıkış yok, sürekli göl hizasında seyrediyorsunuz. Orhangazi - Gemlik arası çoğunluk iniş, gerisi düzlük; Gemlik sonrası 1,5 - 2 km rampa sonrası iniş, inişin ardından Kurşunlu'ya dek neredeyse deniz hizası - düz. Kurşunlu Altıntaş arası hafif iniş çıkış; Altıntaş Mudanya arasında ise ciddi iniş/çıkışlar var. 1. vitese düşüp, on pedal atıp 2 metre ilerliyorsunuz -abartmayı da pek severim-.
 
Tura ait MapMyRide bağlantıları ise aşağıda verilmiştir.
 
 

ve tabii ki gezimin kaçınılmazı, seyir defterimden notlar:

 

08.06.2013

07:25 Cami önü buluşma
07:59 Yenikapı kaza :(
08:10 Yenikapı iskelesi IDO, koltuk no 371,372
08:40 IDO, siyaset, Gezi parkı muhabbeti, MHP'li mali müşavir amcamız, Urfa muhabbeti...
16:20 Köfteci Yusuf
17:00 150 Bisikletçi, Yüz Yıllık Macera Etkinliği
17:15 Melodi Cafe
20:30 Narlıca, Kahve... Öldük Öldük...
22:00 Zifiri karanlık, iki bisikletin yolda gezen ışıkları
23:00 Murat Abilerin evine giriş, tatlı yokuş, bahçede çamura saplanış. Duş ve güzel bir uyku.
 

09.06.2013

13:30 Evden ayrılış
14:28 Gemlik'e varış. inanılmaz rüzgar
16:15 Kurşunlu, Roma dondurması, güzel villalar. Yol çok güzel, düz, zeytinlikli
16:30 Altıntaş. Bir sürü iniş çıkış, %10 eğim iniş, %7-9 eğim çıkış. Bol viraj. bir virajı alamıyordum.
17:10 Mudanya tabelası. Son yokuş. Ama ne yokuş.
17:20 Güzelyalı, yemek güzel, cağ kebabı.
17:50 Herkes binmiş, bisikletleri bağladık, yukarı çıkana kadar feribot hareket etmiş..
 
 
Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.
f t g m
Copyright 2021 - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik Politikası