Ege Turu 5. Gün

Yolculuğumuzun 5. Gününe, pek de uykumuzu alamadan uyanıyoruz. Sarımsaklı'da, Rizeli bir abimizin pansiyonunda kalmıştık gece, gayet de keyifli bir şekilde tutmuştuk kalacağımız odayı. Lakin pozisyonundan ötürü sivrisineklerin taarruzuna uğramış, saat gece iki gibi de karşı taarruza geçmiştik. Sonuç itibariyle iki basamaklı bir sayıda sivrisineğin duvarda portrelerini çıkardım. Tabi savaşın kazananı olmadığından, sabah uykumuzu pek de alamamış bir şekilde kalktık.

 
Pansiyondan ayrılırken pansiyon sahibinin hanımı arkamızdan Ayetel Kürsiler okuması gerçekten duygulandırdı bizi. 
 
Kahvaltı yapmak için sahilde epey mekan vardı, ancak bizi - nedendir bilinmez - çeken bir tanesi vardı, ki görür görmez girdik. Sanırım burada yapmış olduğumuz kahvaltı, gezimiz boyunca yapmış olduğumuz en iyi kahvaltıydı. Köyden doğrudan getirilmiş domates, bal, kaymak, zeytin ve egenin diğer lezzetleri ile uykusuzluğumuzu bir anda unutup kendimize gelmiştik.
 
Bugünlük hedefimiz Dikili olmuştu. Güzel diye methini çok duymuştuk; söylendiğine göre mavi bayraklı plajlara sahipti. Bir önceki gün epey yol katettiğimiz için toplamda 35 - 40 kilometrelik bir yolu kestirdik gözümüze ve yola çıktık. Özellikle yolun büyük kısmını İzmir - Çanakkale yolundan gidiyor oluşumuz ortalama hızımızı epey arttırdı. Yolda bulunan çeşmeler de zaman zaman serinlememizi sağladı.
 
Şekil 1: Yol üzeri çeşmede su ihtiyacımızı karşılarken.
 
Salihleraltı denilen bölgeye yaklaşırken ana yoldan ayrılıp sahil tarafına yöneliyoruz. Amacımız belli; sıcak zamanların geçmesini beklemek, bu esnada denize girmek. Derken belde merkezinde bir bisikletçi görüyoruz; ufak tefek ihtiyaçlarımızı karşılamak için duruyoruz. Gayet misafirperver olan bisikletçi Necati abimiz bize çay ısmarlıyor ve keyifli bir muhabbet başlıyor. Ardından oğlu Kutay da muhabbete katılıyor. Bunu takiben Kutay ile beraber plaja gidip denize giriyoruz. Burada ayrıca HırsızAlmaz denilen bir kavun türüyle tanışıyoruz. Sanırım böyle başka bir kavun yok dünya üzerinde. Bir sonraki sene için de kendisinden söz alıyoruz, beraber tura çıkacağız. (Yazdım buraya bak, kaçışın yok Kutay :) )
 
Şekil 2: Bisikletçide Necati HırsızAlmaz isimli kavunu yerken.
 
Sıcaklar dindiğinde selamlaşıp helalleşip tekrardan Dikili'ye doğru yola düşüyoruz. Yolun sonuna yaklaşırken ismini şu an hatırlayamayacğım yazlık bir belde içinde arnavut taşlar başlıyor; ardından da daha kısa, toprak, hızımızı epeyce düşüren bir yola giriyoruz. Ancak çok büyük sıkıntı olmuyor bizim için.
 
 
Saat 18:30 gibi Dikili'ye varıyoruz. Bu arada fark ettiğim birşey; günden güne hızlanıyoruz. Yokuşları daha hızlı tırmanıyoruz. Bu farkı gücü kendimde gerçekten hissedebiliyorum. 
 
Bir de, Dikili'de akşam sahilde Dibek Kahvesi'ni içmenizi tavsiye ediyorum. Hayatım boyunca çok kahve içmemişimdir, lakin burada içtiğim kahvenin hayatım boyunca içtiğim en iyi, en güzel (ve fiyat/performans oranı en iyi) kahveyi içtiğimizi çok rahat söyleyebilirim.
f t g m
Copyright 2021 - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik Politikası